Blog

lem

Efsane görkemli ve sihirli bir gölgeye şekil verir: proto-Tarantino/post Peckinpah tarzı, bir porno çağı Pan’ı. Vince Taylor Dennis Hopper karışımı; deri yüzlü, deri ciltli ve deri ciğerli ilah! Mitinin müziğini gölgelemesine izin vermeden göçüp giden bir ilahı anıyoruz, zira bıraktığı müzik efsanelerden çok daha büyük.

Rock and roll’ün en yaratıcı ve heyecan verici isimlerinden Ian Fraser nam-ı diğer Lemmy Kilmister, 28 Aralık’ta hayatını kaybetti. Aramızdan ayrılan ve Rainbow’u izleyen viski nefesli ejderhanın rock& roll’undan bahsedelim.

Lemmy 1971 sonlarından 1975 ortalarına kadar Hawkwind grubunun üyesiydi. O dönemler Hawkwind, gezegenimizde ikamet eden en güçlü ve kendine has rock&roll gruplarından biriydi.

Konuya yabancı olanlar için, Hawkwind, Pink Floyd ve Sex Pistols arasındaki eksik halka olarak bilinir. Onların kesikli, bir yakınlaşıp bir uzaklaşan ve maksi-minimalist hız manyağı ‘uzay-rock’ı bir bakıma Sister Ray’le Jerry Lee Lewis ya da Tangerine Dream’li Swans ile de ilişkilidir. Şayet Grateful Dead’in idolü Sonics olsaydı ve bluegrass dinlemeleri yasaklansaydı olacakları şey Hawkwind’den başkası değildi. Lemmy’nin Hawkwind döneminin eşi benzeri yok ve hiçbir zaman da olmayacak.

lemy

Hawkwind geleceği müzik yaparak inşa etti zira yaptıklarının günümüz rock&roll’u ile uzaktan yakından ilgisi yoktu. Onlar yarattıkları manik sihri yeniden ve yeniden şekillendirdiler, yaptıkları önce ambient soft-focus’tan gıcırdamaya ve sonra mağara adamı riff’lerinden buzu eritmeyecek ahestelikte bir melodiliğe dönüşen adeta çalkalanan bir uzayın müziğiydi. Evrenin en büyük ve gezegenler arası minimalist psycho-punk grubunu, güçlerinin zirvesinde, kulağa sanki Sabbath Stereolab’la müzik yapmış da BBC Radiophonic remikslemiş gibi gelen, Space Ritual Live albümüyle oturun ve baştan sona dinleyin.

Şüphesiz Hawkwind’in stüdyo kayıtları da en az canlı performansları kadar görkemli. Doremi Fasol Latido (1972), Hall of the Mountain Grill (1974) ve Warrior on the Edge of Time (1975) gibi albümlerin de içinde bulunduğu stüdyo kayıtları canlı kayıtlar kadar iyiydi, belki biraz daha fazla tutarlılık ve çeşitlilik barındırıyordu.

75’te Hawkwind’den atıldıktan sonra Lemmy, Hawkwind için yazdığı son şarkının adını verdiği yeni grubunu kurdu (Lemmy olmadan Hawkwind’in müziği hâlâ oldukça enerjik ve görkemliydi ancak grup az da olsa popülere kaydı ve bir daha asla Galaksinin En Büyük Grubu olamadı).

Motörhead’in hızlanması için biraz zaman gerekiyordu. Önceleri Pretty Music’in yaptığı ilkel beatmüziği oturmamış bir sertlikle yorumlayan (Pink Fairies ve Hawkwind esintileriyle) umutsuzca modernleşmiş bir boogie grubu gibiydiler. Uzay rock ortadan kalkmış, metalin anlayışlılığının yerini punk’ın direktliğinin aldığı dikenli bir minimalizmle yer değiştirmişti.

Motörhead’in ikinci albümü Overkill ise dünyayı değiştirdi. Sanki Lemmy Beatles’ta iki kez bulunmuş sonra dünyanın en büyük grubunu terk etmiş ve en az onun kadar iyi bir grupta çalıyormuş kadar iyiydi. Overkill albümüne ismini veren şarkı çok az sayıda grubun erişebildiği bir başarıyla rock&roll’da yeni bir dönemin ilk cümlesini yazdı ve kullandıkları double kick drum’la speed metalin alameti farikası oldu. Overkill rock&roll’u en temel elementlerine kadar yoğunlaştırdı, tarihin saçmalıklarını ateşe verdikleri bir kızağa koyup dik bir tepeden aşağı itti, üstelik bu kızağın freni de yoktu. Ramones, Velvets, Stooges hatta Hawkwind bile böyle bir şey denemedi: Jerry Lee Lewis ve Huey Piano Smith ve Little Richard’ın manik down-beat ruhunu katıksız metalik bir coşkuya dönüştürdüler.

4. albümleri Ace of Spades (1980) ile kendi icatları alıp bir adım daha öteye taşıdılar. Bu, punk rockçıların hızın sesini ve sesin hızını kopyaladığı bir müzikti.

Motörhead tarihin en büyük ve tutarlı rock gruplarından biriydi

1986’da çıkardıkları Orgasmatron en iyi albüm olabilirdi, ancak Lemmy ve Motörhead’in geleneksel rock ve balat formlarında yerden göğe kadar tatmin eden işler yaptığı 1916 da en az onun kadar iyiydi (albümün açılış parçası bir balat ve Lemmy’nin en iyi şarkılarından biridir) Bir miktar stilistik tekrara rağmen Motörhead, tarihin en tutarlı ve büyük rock gruplarından biridir ve belki de geçtiğimiz 40 yılın Memphis/New Orleans’ın speed rock mucitlerini tamamen orjinal bir tarzla onurlandıran tek heyecan verici grubudur. (Motörhead’in Suicide ve Bad Brains’le de tuhaf bir yakınlığı olduğunu da düşünüyorum)

Ve Motörhead sonuna kadat devam etti: Lemmy’nin sesindeki zayıflamayı görmezden gelirsek Bad Magic de en az Ace of Spades, Iron Fist, 1916 ya da herhangi bir klasik Motörhead albümü kadar iyiydi; yılanlı bir kızak veya dört kat hızla hırlayan bir panzer gibi… Bad Magic 50 yıl boyunca müzik yapmış ve yaşamak için sadece 6 ayı kalmış birinin yaptığı bir albüme göre müthiş bir başarıydı ve Motörhead’in en iyi 5 albümünden biriydi.

Lemmy Kilmister; Elvis, Kurt ve Lennon’la birlikte- rock’ın en önemli şahsiyetlerinden biriydi, dehasıyla efsane olmanın gölgesinde kalmayı reddederek efsane olmanın da ötesine geçti. Tüm zamanların kulak pasını en iyi silen iki grubunun da üyesi, prize takılı bir radyoyu içi rock&roll’ün atalarıyla dolu bir küvete attı ve çevreye yayılan kıvılcımların tadını çıkardı, o en iyilerden biri olacak ve benzerleri bunu asla başaramayacak.

 

"Hatırlamak istediğimiz Lemy’ playlist’i"

“Hatırlamak istediğimiz Lemy’ playlist’i”

Motörhead – Motörhead:

Motörhead – Ace Of Spades

‪Motörhead – Stand by Your Man (featuring Wendy O. Williams)‬‬

Motörhead – 1916

Motorhead – Overkill (live)

Motörhead – Iron Fist

Metnin orjinali: The Music Lemmy Left Behind Is Even Greater Than His Myth

Author: Aslı Alkan

Leave a Reply